Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Murat Can Çetinkaya / Uzman Psikolog
Murat Can Çetinkaya / Uzman Psikolog

Empati Fetişizmi: Her Şeyi “Anlamak”, Hiçbir Şeyi “Yapmamak”

Türkiye’de “empati” kelimesi bir meziyet olmaktan çıkıp bir kimlik rozetine dönüştü. Her cümle “anlıyorum” diye başlıyor, her tartışma “şefkat” talebiyle bitiyor. Bu ilk bakışta medeni bir ilerleme gibi görünüyor; oysa çoğu zaman başka bir şeye hizmet ediyor: karar vermemeye, sınır koymamaya, bedel ödememeye. Empati, bir beceri olmaktan çıkıp bir kaçış tekniğine dönüşünce, ortada ahlaki bir iyileşme değil, sorumluluktan firar var.

Empati, yerinde kullanıldığında değerlidir. Karşımızdakinin iç dünyasını anlamak; niyetini, korkusunu, ihtiyaçlarını sezmek; kör şiddeti, kör yargıyı azaltır. Fakat bugün “empati”nin aşırı yüceltilmesi, hakikatin yerini duygusal konforun almasına yol açıyor. “Beni anla” çağrısı çoğu zaman “Benden hesap sorma” anlamına geliyor. Eleştiri “yargılama”, sınır “kabalık”, netlik “sertlik” diye damgalanıyor. Sonuçta kimse kimseye bir şey söyleyemiyor; herkes birbirinin psikolojik alanına basmaktan korkuyor. Bu ortamda en rahat hareket edenler kimler? Sınır tanımayanlar. Çünkü sınır koyanın dili elinden alınmış durumda.

Empati fetişizminin birinci yan ürünü, pasifleşmiş bir “iyi insan” performansıdır. İnsan, kendini “anlayışlı” olarak konumlandırarak çatışmadan kaçınır. İtiraz etmez, hayır demez, hakkını talep etmez; sonra da içeriden içeriye kızar. Bu kızgınlık ya kendine yönelir (tükenmişlik, depresif çökkünlük, değersizlik), ya da dolaylı yollardan dışarı taşar (pasif-agresyon, alay, dedikodu, sabotaj). Yani empati performansı, gerçek ilişkide nezaketi artırmaz; sadece çatışmayı erteleyip çürütür.

İkinci yan ürün, “duygusal şantajın” meşrulaşmasıdır. Kişi, davranışının sonucunu konuşmak yerine kendi kırılganlığını öne sürer: “Bunu bana nasıl söylersin, incindim.” İnciniyor olmanız, söylediklerimi otomatik olarak yanlış yapmaz. His, hakikatin yerine geçemez. Bir yetişkin ilişkisinde iki şey aynı anda yürür: Karşıdakinin duygusunu ciddiye alırsınız; ama davranışın sorumluluğunu da ciddiye alırsınız. Empati, sorumluluğu iptal eden bir af belgesi değildir.

Üçüncü yan ürün, toplumda netliğin “zorbalık” diye yeniden etiketlenmesidir. Halbuki netlik, sağlıklı sınırların temelidir. Netlik yoksa ilişki belirsizliğe düşer; belirsizlik kaygıyı artırır; kaygı da kontrol ihtiyacını. O noktada “empatik” görünen insanlar bile, görünmez kontrol yöntemlerine kayabilir: küsme, imâ, geri çekilme, duygusal mesafe, “sen bilirsin” gibi cümlelerle cezalandırma… Bunlar kaba bağırıştan daha “zarif” görünür ama daha zehirlidir; çünkü inkâr edilebilir.

Empatiyi yeniden yerine oturtmak zorundayız. Empati, anlaşılmak için değil, anlamak için kullanılır. “Seni anlıyorum” demek; “İstediğini yap” demek değildir. “Seni anlıyorum” demek; “Bu davranışın sonucunu da konuşacağız” demektir. Merhamet ile müsamaha aynı şey değildir. Merhamet, kişinin insani haline temas eder; müsamaha ise sınırı kaldırır. Sınır kalktığında merhamet de bozulur; çünkü merhamet, netliğin olmadığı yerde sömürüye dönüşür.

Pratikte bir ölçüt önerelim: Empati bir konuşmayı daha gerçek, daha somut, daha sorumlu hale getiriyorsa işe yarıyor; konuşmayı daha muğlak, daha duygusal, daha hesap sorulamaz hale getiriyorsa zehirdir. “Seni anlıyorum” cümlesinden sonra şu cümle gelebiliyorsa olgunluktur: “Ve bu konuda benden beklediğin şey şu; benim yapabileceğim şey bu; yapamayacağım şey bu.” Gelmiyorsa, empati değil; kaçınma vardır.

Bu ülkenin empatiye değil, empatiyle birlikte işleyen bir omurgaya ihtiyacı var: sınır, sorumluluk, bedel, netlik. İnsanı anlamak elbette değerli; ama anlamanın bir amacı olmalı. Amaç, ilişkiyi hakikate yaklaştırmak ve davranışı düzeltmektir. Yoksa empati bir tür uyuşturucuya dönüşür: Herkesi “iyi hissettirir”, kimseyi “iyi yapmaz.”

 

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER