Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Miraç Özmen / Araştırmacı,Yazar
Miraç Özmen / Araştırmacı,Yazar

Roller Karışınca Aşk Sessizce Çekilir

İlişkilerin neden bittiğini sorarsanız çoğu insan size aynı cevapları verir:
“Anlaşamadık.”
“Değişti.”
“Eskisi gibi hissettirmiyor.”

Bunlar sebepler değil, sonuçlardır. Asıl mesele genelde daha derindedir ve kimse yüksek sesle söylemek istemez: Roller karışmıştır.

Birlikteliklerin büyük kısmı gürültüyle değil, sessizlikle çöker. Tartışmalar bittiğinde değil, taraflar içten içe yorulduğunda. Çünkü insan, doğasına aykırı bir rolde uzun süre kalamaz.

Bir erkek düşünün. Başlangıçta net, hevesli, istekli. Zamanla her adımı sorgulanır hale geliyor. Ne giyeceği, kiminle görüşeceği, ne düşüneceği… Başta “önemsiyor” diye okunan bu durum, bir süre sonra denetime dönüşüyor. Erkek konuşmamayı seçiyor. Karar almamayı. Geri çekilmeyi. Erillik küserse bağ kopar.

Kadın da bu durumdan mutlu sanılıyor ama değil. Çünkü dişillik, yönetmek için değil yönlendirilmeye güvenmek için vardır. Sürekli direksiyonda olmak, içten içe saygıyı da tüketir. Sonra şu cümle gelir:
“Eskiden böyle değildi.”

Evet, değildi. Çünkü eskiden roller yerindeydi.

Şimdi başka bir sahne.
Kadın duygusunu ifade ediyor, yakınlık istiyor. Erkek bunu zayıflık sanıyor. Mesafe koyuyor, soğuk duruyor, duvar örüyor. Kadın daha çok konuşuyor, daha çok soruyor, daha çok bastırıyor. Erkek daha da kaçıyor. Burada sorun kadının duygusal olması değil; erkeğin erilliği yanlış anlaması.

Erillik susmak değildir. Kaçmak hiç değildir.
Erillik, duygunun ağırlığını taşıyabilmektir.

Modern ilişkilerin en büyük yalanı şudur:
“Herkes her rolü üstlenebilir.”

Hayır. Üstlenebilir ama bedel öder.

Kadın sürekli güçlü olmak zorunda kaldığında yumuşaklığını kaybeder. Erkek sürekli uyum sağladığında omurgasını. Sonra iki taraf da birbirini suçlar. Biri “baskıcı” olur, diğeri “ilgisiz”. Oysa ikisi de kendi doğasından uzaklaşmıştır.

Geleneksel olanı küçümsemek kolaydır. Ama gelenek dediğimiz şey, binlerce yılın deneme-yanılma defteridir. Her şeyi yıkıp yerine sadece “hislerimizi” koyduğumuzda ortaya çıkan şey; sınırları belirsiz, rolleri flu, güveni zayıf ilişkiler oluyor.

İlişki eşitlik yarışı değildir.
Eşitlik, aynı olmak demek değildir.
Denge, farklılığın uyumudur.

Bir ilişkiyi ayakta tutan şey romantik cümleler değil; rol netliğidir. Kim nereye yaslanacağını bilirse, kim neyi taşıdığını anlarsa, çatlaklar derinleşmez.

Sonunda şu gerçekle yüzleşiriz:
Aşk, rol karmaşasında ölmez.
Yavaş yavaş çekilir.

Ve giden genelde aşk değildir.
Kalan, sadece alışkanlıktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER