Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Dr.Adem Çetin / Akademisyen
Dr.Adem Çetin / Akademisyen

Umay Ana : Türk Sanatında Kadim Hâfızanın Ana Figürü

Türk milletinin tarih boyunca meydana getirdiği medeniyet yalnızca savaş meydanlarında kurulan devletlerle değil sanatla, estetik anlayışla ve kültürel hafızayla da şekillenmiştir. Türk sanatının derinliklerine inildiğinde ise karşımıza sıkça çıkan en önemli sembollerden biri Umay Ana’dır. Türk mitolojisinin kadim figürü olan Umay Ana, yalnızca bir inanç unsuru değil aynı zamanda Türk sanatının farklı dönemlerinde kendisini gösteren güçlü bir kültürel semboldür.

Geleneksel Türk İnanışları’nda Umay Ana; çocukları, anneleri, aileyi ve soyun devamını koruyan kutsal bir varlık olarak kabul edilmiştir. Kadim Türk dünyasında O’nun adı bereket, yaşam ve koruyuculuk ile birlikte anılmıştır. Orhun Yazıtları’nda Bilge Kağan’ın annesi için kullanılan “Umay gibi hatun” ifadesi, Türk devlet geleneğinde kadına verilen değeri gösterdiği kadar Umay’ın millet hafızasındaki kutsal konumunu da ortaya koymaktadır.

Ancak Umay Ana’yı önemli kılan yalnızca mitolojik yönü değildir. Onun asıl dikkat çekici taraflarından biri Türk sanatında bıraktığı derin izlerdir. İslam öncesi Türk sanatında kadın figürü çoğu zaman yalnızca bir insan tasviri olmaktan öte bereketin, koruyuculuğun ve kut anlayışının sembolü olarak değerlendirilmiştir. Özellikle Türkistan’daki kaya resimlerinde, balballarda ve duvar tasvirlerinde görülen kadın figürleri ile kuş motifleri, araştırmacılar tarafından çoğu zaman Umay kültüyle ilişkilendirilmektedir.

Uygur dönemine ait fresklerde ve minyatür karakterli duvar resimlerinde görülen haleli kadın tasvirleri de bu anlayışın devamı niteliğindedir. Baş çevresindeki ışık halesi, gökle bağlantıyı ve kutsallığı temsil ederken; kuş figürleri ise Umay’ın koruyucu ruh niteliğini simgelemektedir. Türk sanatında kuş motifi yalnızca estetik bir unsur değil, aynı zamanda ruhani bir anlam taşımaktadır. Kartal, turna ve kuğu gibi figürler çoğu zaman gök ile yer arasındaki bağı temsil etmiş, Umay Ana ile ilişkilendirilen semboller hâline gelmiştir.

Umay Ana’nın sanat tarihindeki en dikkat çekici sembollerinden biri ise üç başlıklı tacıdır.

Türk sanatında kadın figürlerinin başında görülen üç dilimli veya üç çıkıntılı taç formunun, Umay Ana’yı temsil ettiği düşünülmektedir. Bu taç yalnızca bir hükümdarlık sembolü değil gök, yer ve insan arasındaki kutsal dengeyi ifade eden manevi bir işaret olarak değerlendirilmiştir. Uygur fresklerinde ve Türkistan’daki bazı tasvirlerde görülen bu üç başlıklı taç motifi, Türk sanatındaki sembolik anlatımın en güçlü örneklerinden biridir. Böylece Umay Ana figürü yalnızca anneliğin sembolü olmakla kalmaz aynı zamanda kut sahibi olmanın ve koruyucu ruh anlayışının da sanatsal bir temsilcisi hâline gelmiştir.

Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra ise Umay Ana figürü tamamen ortadan kaybolmamış; farklı biçimlerde yaşamaya devam etmiştir. Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu sanatında görülen hayat ağacı, çift başlı kartal, kanatlı figürler ve koruyucu kadın tasvirleri, Geleneksel Türk İnanışları’nın sanat içerisindeki devamlılığını göstermektedir. Özellikle kucağında çocuk taşıyan-emziren kadın figürleri; doğurganlık, neslin devamı ve bereket anlayışıyla doğrudan bağlantılıdır. Selçuklu dönemine ait bu figürlerde üç başlıklı tacıyla tasvir edilen Umay Ana, bu yönüyle kadim Türk kültürünün sembolik mirasını taşımaktadır.

Selçuklu taş işçiliğinde, çinilerde ve mimari süslemelerde görülen ejder, kurt, hüma kuşu gibi bazı figüratif unsurlar da İslam öncesi Türk sanatının hafızasını koruyan örneklerdir. Konya, Sivas ve Kayseri çevresindeki Selçuklu eserlerinde rastlanan koruyucu figür anlayışı, Türkistan’dan taşınan kültürel mirasın Anadolu’daki devamıdır. Türk milleti din değiştirirken kendi sanat hafızasını bütünüyle terk etmemiş; aksine onu yeni medeniyet anlayışıyla kaynaştırmıştır.

Bu durum, Türk sanatının en önemli özelliklerinden birini ortaya koymaktadır: süreklilik. Çünkü Türk sanatı yalnızca estetik kaygıyla ortaya çıkmış bir anlayış değildir; milletin hafızasını, dünya görüşünü ve manevi değerlerini taşıyan kültürel bir damardır. Umay Ana da bu damarın en güçlü sembollerinden biridir.

Bugün modern dünyada birçok millet kendi köklerinden uzaklaşırken, Türk milletinin sahip olduğu kültürel birikim büyük bir önem taşımaktadır. Umay Ana’yı yalnızca mitolojik bir karakter olarak görmek eksik olacaktır. O; Türk sanatında ana ruhu, koruyuculuğu, bereketi ve milletin devamlılığını temsil eden kadim bir semboldür.

Türk milletinin geçmişine bakıldığında görülmektedir ki sanat ile inanç, estetik ile milli hafıza her zaman iç içe olmuştur. Umay Ana ise bu büyük kültürel mirasın, çağları aşarak günümüze ulaşan en önemli figürlerinden biri olarak yaşamaya devam etmektedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER