Bir zamanlar yalnızlık, insanın fiziksel olarak tek başına kalmasıyla ilişkilendirilirdi. Bugün ise kalabalıklar içinde yalnızlaşan, yüzlerce dijital bağlantıya sahip olmasına rağmen gerçek anlamda iletişim kuramayan yeni bir insan tipiyle karşı karşıyayız. Modern çağın en dikkat çekici paradokslarından biri de budur:
İletişim araçları arttıkça iletişim azalmakta, bağlantılar çoğaldıkça aidiyet duygusu zayıflamaktadır.
Türkiye’de son yıllarda akıllı telefon kullanım oranları hızla yükselmiştir. Çocuklardan yaşlılara kadar toplumun hemen her kesimi günün önemli bir bölümünü cep telefonlarıyla geçirmektedir. Özellikle gençler için akıllı telefon yalnızca bir iletişim aracı değil; arkadaşlıkların kurulduğu, kimliklerin sergilendiği, duyguların ifade edildiği ve gündelik hayatın yönetildiği dijital bir yaşam alanına dönüşmüştür. Ancak bu dönüşüm beraberinde yeni psikolojik ve sosyolojik sorunları da getirmektedir. Bu sorunların başında yalnızlık ve nomofobi gelmektedir.
Herkes Bağlı, Ama Kimse Birbirine Yakın Değil
Akıllı telefonların temel vaadi insanları birbirine bağlamaktı. Gerçekten de dünyanın öbür ucundaki bir insanla saniyeler içinde iletişim kurabiliyoruz. Fakat mesele yalnızca iletişim kurabilmek değildir. Asıl mesele anlamlı ilişkiler geliştirebilmektir.
Günümüzde bir kafeye girdiğimizde aynı masada oturup birbirleriyle konuşmayan, gözlerini telefon ekranlarından ayırmayan insanlarla karşılaşmak sıradan bir durum haline gelmiştir. Aile bireyleri aynı evde bulunmalarına rağmen farklı dijital evrenlerde yaşamaktadır. Anne sosyal medyada gezinirken, baba haber sitelerini takip etmekte, çocuk ise çevrim içi oyun oynayabilmektedir. Fiziksel yakınlık sürerken duygusal uzaklık giderek artmaktadır.
Bu durum özellikle gençler arasında daha belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır. Sosyal medya platformlarında sürekli çevrim içi olmak, paylaşımları takip etmek ve görünür kalmak zorunlu bir davranış kalıbına dönüşmektedir. İnsanlar gerçek arkadaşlıklar yerine dijital etkileşimlerle yetinmeye başladıkça yalnızlık duygusu da derinleşmektedir.
Nitekim üniversite öğrencileri üzerinde yapılan araştırmalar, akıllı telefon kullanım düzeyi arttıkça yalnızlık hissinin de arttığını göstermektedir. Telefon kullanımını sınırlamakta zorlanan, sürekli telefonunu kontrol eden ve çevrim dışı kaldığında huzursuzluk yaşayan bireylerin yalnızlık düzeyleri daha yüksektir. Araştırmada öğrencilerin önemli bir kısmının gün içerisinde telefonlarını onlarca kez kontrol ettiği, internet erişimi olmadığında gerginlik yaşadığı ve kendilerini diğer insanlardan uzaklaşmış hissettikleri görülmüştür.
Yeni Çağın Hastalığı: Nomofobi
Son yıllarda psikoloji ve sosyoloji literatüründe sıkça kullanılan kavramlardan biri de nomofobidir. İngilizce “No Mobile Phone Phobia” ifadesinden türetilen bu kavram, bireyin cep telefonundan uzak kaldığında yoğun kaygı yaşamasını ifade eder.
Telefonun şarjının bitmesi, internet bağlantısının kesilmesi ya da telefonun evde unutulması bazı kişilerde ciddi bir huzursuzluk yaratabilmektedir. Kimi bireyler sürekli telefonunu kontrol etmekte, geceleri telefonunu başucunda tutmakta ve uyandığında ilk iş olarak sosyal medya hesaplarına bakmaktadır.
Türkiye’de bu durum artık istisnai değil, yaygın bir davranış biçimidir. Toplu taşıma araçlarında, üniversite kampüslerinde, alışveriş merkezlerinde hatta aile yemeklerinde bile insanlar sürekli ekranlarına yönelmektedir. Telefon birkaç dakika görünmediğinde yaşanan panik hissi, nomofobinin gündelik yaşamdaki en görünür göstergelerinden biridir.
Aslında nomofobi yalnızca teknoloji bağımlılığı değildir. Aynı zamanda modern insanın güvenlik, aidiyet ve kabul görme ihtiyacının dijital araçlar üzerinden karşılanmaya çalışılmasının bir sonucudur. Birey telefonundan uzaklaştığında yalnızca cihazını değil, aynı zamanda sosyal çevresini, haber kaynaklarını, eğlence araçlarını ve dijital kimliğini de kaybettiğini düşünmektedir.
Bu nedenle telefon artık sıradan bir araç olmaktan çıkmış, bireyin benliğinin uzantısı haline gelmiştir.
Dijital Kalabalıkların İçindeki Yalnız İnsan
Sosyolojik açıdan bakıldığında modern toplumlarda bireyselleşme süreci hızlanmaktadır. Geleneksel aile bağlarının zayıflaması, komşuluk ilişkilerinin azalması ve kent yaşamının anonim yapısı insanları daha yalnız hale getirmektedir. Akıllı telefonlar ise bu yalnızlığı ortadan kaldırmak yerine çoğu zaman görünmez hale getirmektedir.
Bir paylaşımın aldığı beğeni sayısı, gerçek dostluğun yerini alamaz. Sosyal medyada yüzlerce takipçiye sahip olmak, zor zamanlarda yanında olacak bir arkadaşın varlığıyla aynı şey değildir. Ancak dijital kültür bireylere sürekli görünür olmayı, sürekli paylaşmayı ve sürekli bağlantıda kalmayı dayatmaktadır.
Bu süreçte insanlar yalnız kalmaktan değil, çevrim dışı kalmaktan korkmaya başlamıştır. Oysa yalnızlıkla yüzleşemeyen bireyler, sürekli dijital uyaranlara maruz kaldıkları için kendi iç dünyalarını da tanıyamamaktadır. Telefon ekranları çoğu zaman bireyin kendisiyle kuracağı ilişkinin önüne geçmektedir.
Türkiye’de Gençlik ve Dijital Bağımlılık
Türkiye genç bir nüfusa sahiptir ve bu nüfus teknolojiyle iç içe büyümektedir. Üniversite öğrencileri arasında yapılan araştırmalar, internet kullanım süresi arttıkça akıllı telefon bağımlılığının da yükseldiğini göstermektedir. Gün içerisinde altı saatten fazla internet kullanan bireylerde bağımlılık düzeyleri belirgin biçimde artmaktadır. Ayrıca internet erişiminin kesilmesi durumunda yaşanan gerginlik de bağımlılığın önemli göstergelerinden biri olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu durum yalnızca bireysel bir sorun değildir. Eğitim hayatından aile ilişkilerine, sosyal yaşamdan iş performansına kadar birçok alanı etkilemektedir. Ders sırasında telefona bakma isteği, yüz yüze iletişim kurmak yerine mesajlaşmayı tercih etme ve sosyal medya üzerinden sürekli onay arama davranışları giderek yaygınlaşmaktadır.
Bugün gençlerin önemli bir kısmı telefonlarını yalnızca bir iletişim aracı olarak değil, yaşamlarının merkezindeki temel unsur olarak görmektedir. Bu nedenle nomofobi ve dijital bağımlılık, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin önemli toplumsal meselelerinden biri olmaya aday görünmektedir.
Yeniden İnsana Dönmek
Teknolojiye karşı olmak mümkün değildir ve gerekli de değildir. Sorun teknolojinin varlığı değil, insan ilişkilerinin yerini almaya başlamasıdır.
Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey şudur: İnsan, ekrana değil insana ihtiyaç duyar. Gerçek bir sohbet, dijital mesajlaşmanın; samimi bir dostluk ise sanal takipçiliğin yerini hiçbir zaman dolduramaz.
Akıllı telefonlar hayatımızı kolaylaştırabilir; ancak hayatın kendisi olamaz. Eğer günün sonunda konuşacak bir dostumuz, paylaşacak bir aile ortamımız ve aidiyet hissedebileceğimiz gerçek ilişkilerimiz yoksa elimizdeki en gelişmiş teknoloji bile yalnızlığımızı gideremeyecektir.
Bugünün Türkiye’sinde asıl soru artık “Telefonlarımız ne kadar akıllı?” değildir.
Asıl soru şudur: Telefonlarımız akıllandıkça biz birbirimizden ne kadar uzaklaştık?
Kaynakça
Ayaz, M. B. (2018). Sanal Bağımlılık. İstanbul: İdeal Akademi Yayınları.
Çakır, Ö., Ayas, T. ve Horzum, M. B. (2013). İnternet bağımlılığının tanımı ve tarihçesi. İçinde M. Kalkan ve C. Kaygusuz (Ed.), İnternet Bağımlılığı: Sorunlar ve Çözümler (ss. 1-18). Ankara: Anı Yayıncılık.
Dikeç, G. (2017). Ergenlerde akıllı telefon bağımlılığı ve yalnızlık arasındaki ilişki. Bağımlılık Dergisi, 18(4), 103-111.
Hazar, Z. (2018). Çağın Vebası Dijital Oyun Bağımlılığı ve Başa Çıkma Yöntemleri. Ankara: Gazi Kitabevi.
Kalaycı, Ş. (Ed.). (2010). SPSS Uygulamalı Çok Değişkenli İstatistik Teknikleri. Ankara: Asil Yayın Dağıtım.
Kayış, A. (2010). Güvenilirlik analizi. İçinde Ş. Kalaycı (Ed.), SPSS Uygulamalı Çok Değişkenli İstatistik Teknikleri (ss. 403-419). Ankara: Asil Yayınları.
Kır, G. (2008). İnternet ve Gençlik. İzmir: Şenocak Yayınları.
Mert, A. ve Özdemir, G. (2018). Yalnızlık duygusunun akıllı telefon bağımlılığına etkisi. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi, 8(14), 88-107.
Severin-Castro, H. ve Castro, R. P. (2015). Smartphone use and smartphone addiction among young people in Switzerland. Journal of Behavioral Addictions, 4(4), 299-307.
Tarhan, N. ve Nurmedov, S. (2011). Bağımlılık: Sanal veya Gerçek. İstanbul: Timaş Yayınları.
Tatar, H. C. (2018). Postnişin Mücadelesi: Değişen Dünyada Din. Ankara: Phoenix Yayınları.
Tatar, T. (2018). Matem Sömürgeciliğin Sosyolojisi. Ankara: Phoenix Yayınları.
Yıldırım, C. ve Correia, A. P. (2015). Exploring the dimensions of nomophobia: Development and validation of a self-reported questionnaire. Computers in Human Behavior, 49, 130-137.
Young, K. S. (2004). Internet addiction: A new clinical phenomenon and its consequences. American Behavioral Scientist, 48(4), 402-415.
Yusufoğlu, Ö. Ş. (2017). Boş zaman faaliyeti olarak akıllı telefonlar ve sosyal yaşam üzerine etkileri: Üniversite öğrencileri üzerine bir araştırma. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 6(5), 2414-2434.

YORUMLAR