Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Vahit Emre Işık / Uzman Psikolog
Vahit Emre Işık / Uzman Psikolog

Kendimize Neden Bu Kadar Sertiz? 

Birine hata yaptığında nasıl davranırsınız? 

Muhtemelen anlayışlı olursunuz. “Olur böyle şeyler” dersiniz. “Çok yüklenme kendine” diye teselli edersiniz. Çünkü karşınızdaki insanın zorlandığını görürsünüz. 

Peki ya aynı durum sizin başınıza geldiğinde? 

İç ses genellikle değişir. Daha sert, daha yargılayıcı olur. “Bunu da mı yapamadın?”, “Herkes hallediyor, bir sen mi zorlanıyorsun?” gibi cümleler zihnin içinde dolaşmaya başlar. İlginçtir, başkalarına tanıdığımız anlayışı kendimizden esirgeriz. 

Psikolojide bununla ilgili önemli bir kavram var: öz şefkat. Bu kavram üzerine çalışan araştırmacılardan Kristin Neff, öz şefkati kısaca insanın zor zamanlarında kendine anlayışlı davranabilmesi olarak tanımlar. Yani hatayı inkâr etmek değil; hatayla birlikte kendini ezmemek. 

Çoğumuz sert olmanın bizi daha güçlü yapacağına inanarak büyüdük. “Kendine yüklen ki daha iyisini yap” anlayışı oldukça yaygın. Oysa sürekli kendini eleştiren bir zihin, sandığımız kadar motive olmaz. Aksine, daha kaygılı, daha gergin ve daha çabuk yorulan bir hale gelebilir. 

Düşünün: Sürekli azarlanan bir çocuk mu daha iyi öğrenir, yoksa hatasına rağmen desteklenen bir çocuk mu? Aynı durum yetişkinlikte de geçerlidir. İnsan, kendini sürekli tehdit altında hissettiğinde gelişmekten çok korunmaya odaklanır. 

Öz şefkat ise “Boş ver, umursama” demek değildir. Tam tersine, “Evet, hata yaptım ama bu beni değersiz yapmaz” diyebilmektir. Sorumluluğu kabul ederken kendini aşağılamamaktır. İlginç olan şu ki araştırmalar, kendine daha anlayışlı yaklaşabilen insanların başarısızlıktan sonra yeniden denemeye daha istekli olduklarını gösteriyor. Çünkü hata onlar için bir kimlik meselesi değil, hayatın doğal bir parçası. 

Bir de şu gerçek var: İçimizdeki o sert ses çoğu zaman doğuştan gelmez. Yıllar içinde duyduğumuz eleştiriler, kıyaslamalar ve beklentiler zamanla içselleşir. Sonra o ses bize aitmiş gibi konuşmaya başlar. Ama o ses değiştirilemez değildir. 

Belki de başlanacak yer çok basit bir sorudur:
“Aynı durumda sevdiğim biri olsaydı ona ne söylerdim?” 

Çoğu insan bu soruya verdiği cevabı kendine söylemekte zorlanır. Oysa insan bazen en çok kendi içinden gelen desteğe ihtiyaç duyar. 

Kendine sert davranmak disiplin gibi görünebilir. Ama çoğu zaman içten içe yıpratır. Kendine şefkat göstermek ise zayıflık değil; insan olmanın sınırlarını kabul edebilmektir. 

Belki bugün mükemmel olmayı değil, insan olmayı hatırlama günüdür. Ve belki ilk adım, kendinle konuşma şeklini biraz yumuşatmaktır. 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER