Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Selin Meriç Ünal / Türkolog,Yazar
Selin Meriç Ünal / Türkolog,Yazar

SONUN BAŞLANGICI – 2025’ten 2026’ya

Üç yüz altmış beş günlük bir yolculuğun daha sonuna yaklaşıyoruz. Zaman, her zamanki telaşıyla hepimizi içine çekip hızla akıp gitti. 2025’in kapımızı çalması daha dün gibiydi… İçeri aldık, ağırladık; acısıyla, sessiz geceleriyle, güzel sürprizleriyle yaşadık. Şimdi ise geriye dönüp baktığımızda hem içimizi burkan hem de bizi olgunlaştıran anlarla dolu bir yılın yavaşça arkamızda kaldığını görüyoruz. Kapının önünde duran 2026 ise sanki elinde taze umutlar, taptaze başlangıçlar taşır gibi nazikçe bekliyor.

Bir yılın bitişi, çoğu zaman kalpte hafif bir sızı bırakır. Çünkü arkasında hem biten hayalleri hem de yeşerenleri saklar. Kırdığımız, kırıldığımız, sustuğumuz, kendimize bile itiraf edemediğimiz hüzünler… Hepsi 2025’in sessiz yükleri olarak omuzlarımızda duruyor. Ama işte tam da bu yüzden yeni yılın çağrısı daha anlamlı:

Geçmişe tutunarak geleceğin kapısını aralayamayız.

Geçen yıl bize ne aldıysa, ne verdiyse, hepsini bir teşekkürle geride bırakalım. Çünkü artık içimizde taşıdığımız acı bile yerini yeni bir güce, yeni bir cesarete bırakmak istiyor.

Belki de bu yıl kendimize vereceğimiz en büyük hediye; hayallerimizi korkmadan büyütmek olur. Öyle hayaller olsun ki kökleri bizi yaşama bağlasın, dalları göğe uzanıp bizi umutla tutsun. Çünkü insan önce kendi gönlüne iyi gelmeyi öğrendiğinde dünya da ona daha ışıklı görünür. Bu yüzden yeni yılda hedeflerden çok hissedeceğimiz duyguları seçelim. Hangi hâlde yaşamak istiyoruz? Hangi duyguyu kalbimizin başköşesine bırakacağız?

Kalple akıl aynı yolda yürüyorsa, en çetin yollar bile sonunda aydınlığa çıkar.

“Keşke”lerin gölgesinden değil, “iyi ki”lerin sıcaklığından geçsin yollarımız. Zamanı geri almak istemeyeceğimiz anlar biriksin avuçlarımızda. Herkes bulunduğu yerle, olduğu kişiyle barışsın; kendi iç evinde huzuru yeniden bulsun.

Paulo Coelho’nun yıllardır ilham veren sözünü anmadan geçmek olmaz:

“Kapıyı kapatın, müziği değiştirin, evi temizleyip tozu silkeleyin. Eskiden olduğunuz kişi olmayı bırakın ve şimdi olduğunuz kişiye dönüşün.”

Belki de hüzünlerimizin bize hatırlatmaya çalıştığı şey tam da budur…

Kendimize dönüşmek. Aynadaki yüzü, yaralarıyla, çizgileriyle, kırıklarıyla sevmek. Çünkü insan en zor kavuştuğu kişi çoğu zaman kendisidir.

Ve işte, tüm bu iç yolculuğun ardından yeni yıl kapıda duruyor. Bir yanı hüzün; çünkü geride bıraktıklarımızı tamamen bırakamıyoruz. Bir yanı umut; çünkü içten içe biliyoruz ki iyi şeyler de gelir, yeter ki kalbimizin kapısını kapatmayalım.

Gönlümüz kimi istiyorsa gözümüz onu görsün; kalbimiz ne diyorsa dilimiz ondan vazgeçmesin.

“Dünyada hiç kimse seyirci koltuğunda oturan cesur insanları alkışlamaz. Alkışlar hep sahneye çıkanlar içindir.”

Öyleyse 2026’da sahneye çıkalım.

Kendimize, hayallerimize, yarım kalmış hikâyelerimize…

Kendi kaderimizin kalemine yeniden sarılalım.

Yeni yıl bize şifa getirsin; içimizi ferahlatan huzuru, gecelerimize ışık olan umutları, kalbimizin derin yerine iyi gelen sevgiyi getirsin. Yüreğimizde sakladığımız acılar biraz hafiflesin, yeni güzelliklere yer açılsın.

En içten, en insani duygularımla…

Hüzünleri onaran, umutları çoğaltan bir 2026 diliyorum.

YORUMLAR

Bir adet yorum var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER