Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Murat Can Çetinkaya / Uzman Psikolog
Murat Can Çetinkaya / Uzman Psikolog

Düşmanlaştırma Çağında Bir Kitap: Hepimiz Narsistiz

“Narsist” kelimesi, bir süredir psikoloji literatüründen çok sosyal medyanın dilinde yaşıyor. Tartışmaların çoğu da şu basit reflekse dayanıyor: Etiketle, uzaklaştır, rahatla. Oysa etiketin bu kadar ucuzladığı yerde hem kelime hem de düşünme kapasitemiz zayıflıyor. Şule Öncü’nün Hepimiz Narsistiz başlığı, tam bu tembelliğe çelme takan bir iddia: Narsisizmi yalnızca “kötü insanlar”ın kusuru değil, insan olmanın bir benlik düzenleme meselesi olarak konuşmaya çağırıyor.

Başlık, ilk bakışta riskli. Çünkü “hepimiz” dediğiniz anda iki tuzak açılır: (1) “O zaman sorun yok; herkes böyle.” (2) “Her sorun narsisizm; her kişi narsist.” İyi bir okur, bu iki uçtan da kaçınmak zorunda. Kitapta vurgulanan nokta, odağın yalnızca açık/büyüklenmeci narsisizme değil; “mağdur, depresif ya da bağımlı sanılan” ve bu yüzden kolayca gözden kaçan örtük narsisizme de genişlemesi.

Narsisizmi “tanı” gibi değil, “mekanizma” gibi düşünmek burada kilit. En yalın soru şu: Benlik incindiğinde ne yapıyorum? Eleştirilince, yetersiz görünce, kıyaslanınca, kontrol kaybı yaşayınca benlik düzenlenmek zorunda kalır. Kimi bunu esnek yollarla yapar; kiminde savunmalar katılaşır ve ilişkileri yönetmeye başlar. Öncü’nün “hepimiz narsisizm spektrumunun bir yerlerindeyiz” vurgusu, meseleyi “kim narsist?” yarışından çıkarıp işleyişe yaklaştıran bir başlangıç sunuyor.

Yazarın patolojik narsisizmi, karşılanmamış ihtiyaçların yarattığı yoğun varoluş anksiyetesine karşı “gerçekliğin inkârına dayalı disfonksiyonel savunmalar” olarak tarif etmesi, popüler “narsist = kötü” şemasını kıran bir çerçeve. Buradaki kritik fark şu: Narsisizm her zaman bir karakter “kötülüğü” değil; benliğin kırılganlığını taşımak için geliştirilmiş bir düzenleme biçimi olabilir. Bu bakış, okuru teşhis dağıtmaya değil, kendi savunma repertuarını fark etmeye iter.

Örtük narsisizm vurgusu, narsisizmi sadece “şişme” üzerinden okuyanlara iyi gelir. Çünkü narsisizm yalnızca kibir değildir; çoğu zaman utançla baş edememe biçimidir. Bir yüzü büyüklenme: “Eleştiri saldırıdır; ben haklıyım, ihtiyaçlarım merkezde.” Diğer yüzü kırılganlık: “Ben değersizim; görünmüyorum, sevilmek için kendimi silmeliyim.” Tanıtım dilinin “kırgınlar, küskünler, kindarlar” gibi ifadelerle işaret ettiği yer tam da burası: Görünürde pasif ve mağdur duran ama içeride benliği korumak için sert savunmalar kuran alan…

Ama tam burada hassas bir çizgi var. “Örtük narsisizm” kavramı, yanlış kullanıldığında depresyonu, travmayı, bağımlılığı ya da gerçek mağduriyeti “aslında narsisizm” diye etiketleyen kolaycı bir okumaya dönüşebilir. Bu da iki zarar verir: Kişiyi anlamak yerine hüküm vermeyi teşvik eder; ilişkilerdeki gerçek dinamikleri çözmek yerine her şeyi tek bir kavrama yığar. Okurun akılda tutması gereken ayrım nettir: narsisistik özellikler ile narsisistik kişilik örgütlenmesi aynı şey değildir; her kırılganlık narsisizm değildir.

Dikkat çeken bir başka vurgu, narsisistik istismarla “taktik ezberleyerek değil, taktiklere ihtiyaç duymadan” baş edebilme fikri. Bu cümle önemli; çünkü popüler psikoloji piyasasının en sevilen ürünü hızlı çözüm listeleridir. O listeler kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede iki tarafı da aynı oyuna hapseder: manipülasyonla manipülasyon, kontrolle kontrol. Eğer bir metin okuru gerçekten içerideki benlik düzenleme problemine götürüyorsa, değeri burada yükselir: ilişkiyi dışarıdan yönetmek yerine, incinmeyi taşıyabilme kapasitesini büyütmek.

Yine de “hepimiz” vurgusunu eleştirel tutmak şart. Evet, narsisistik ihtiyaçlar insana ait. Ama sonuçlar eşit dağılmaz. Bazıları narsisizmiyle kendini yakar; bazıları çevresini, bazıları ikisini birden. Bu yüzden kitap okurken iş gören bir ölçüt öneriyorum: sorumluluk kapasitesi. Kişi hata kabul edebiliyor mu? Utançla kalabiliyor mu? Empatiyi, özellikle incindiği anlarda sürdürebiliyor mu? Karşısındakini “ayna” değil, ayrı bir özne olarak görebiliyor mu? Eleştiriyi tehdide değil, bilgiye çevirebiliyor mu? Cevaplar zayıfladıkça narsisizm, “herkeste var” seviyesinden çıkıp “ilişkiyi yöneten problem” seviyesine gelir.

Son söz: Hepimiz Narsistiz, “narsist” kelimesinin hakaret gibi dolaştığı bir dönemde okuru daha olgun bir soruya çekebilir: “Kim narsist?” değil; “benlik zorlandığında bende ne oluyor?” Ama okur kitabı bir silaha çevirip çevresine teşhis dağıtmaya başlarsa, başlık da içerik de tersine çalışır: anlama değil, yargı üretir. Başlığın gerçek sınavı şudur: “Hepimiz” diyerek gevşemek mi, yoksa “hepimiz” diyerek daha çok sorumluluk almak

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER