Öncelikle Grönland’ın nüfusuna ve etnik dağılımına bakalım Greenlandic (çoğunluğu Inuit) %89,1, Danimarkalılar %7,5, Diğer Kuzey Avrupalılar ve gruplar yaklaşık %3. Nüfusu yaklaşık 56.000 civarındadır. Kim bu Inuit toplulukları. Inuit toplulukları Grönland’da yaşayan tarihsel olarak da adada binlerce yıldır yaşamlarına devam etmekte olan bir Türk topluluğudur. Grönland bağımsız bir ülke değildir, Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölgedir. Dış politika ve savunma Danimarka tarafından sağlanmakta ve iç işlerinde serbesttir.
İnuitler, Orta Asya’dan Bering Boğazı üzerinden göç eden Proto-Türk topluluklarının Arktik koludur. Dillerine baktığımız zaman Agglutinatif Türkçe gibi eklemeli bir dildir. Ses uyumları Türkçe ’ye benzemektedir. Kültürel olarak mitolojileri Gök–Yer–Ruh üçlemesi olan Gök Tanrı inancına sahiptirler. Toplumsal yapılarında Boy / oba sistemi bulunmakta ve Avcı–denizci Türk kültürünü yaşamaktadırlar. Bu ve buna benzer birçok durum Inuitlerin Denizci Kuzey Türkleri olmasının çok yüksek bir ihtimal olduğunu göstermektedir. Tabikîde önümüzdeki süreçte yapılacak daha detaylı çalışmalar bunu ortaya çıkaracaktır.
Peki Grönland neden bu kadar önemli çünkü Arktik bölgesine komşu olmasının yanı sıra stratejik deniz yollarına sahip olması (GIUK geçidi) ve mineraller bakımından hidrokarbon potansiyeli gibi madenlerden dolayı. Bu nedenlerden dolayı ABD, Çin, Rusya ve NATO üyesi Danimarka’nın çıkar odağı halindedir. Peki o zaman bu gelişmeler ışığında Türkiye bu işin neresinde veya neresinde olmalı?
Türkiye öncelikle yumuşak güç, kimlik diplomasisi oluşturmalı. Ortak destan anlatısı Gök Tanrı- Kutup Ruhu bilinci verilmeli, ortak alfabe çalışmaları yapılarak runik–Göktürk Inuit sembolleriyle birlikte unutulmuş olan Türklük bilinci verilerek Kutup Türkleri Kültür Enstitüsü kurulmalıdır. Bu durum Türkiye’ye tarihsel meşruiyet hakkı kazandırır. Nasıl ki İsrail–diaspora, Rusya–Rus azınlıklar, Çin–denizaşırı Çinliler örneklerinde olduğu gibi.
Akabinde Türkiye şunu ilan edebilir “Kuzey Türk halklarının kültürel ve tarihî haklarının uluslararası savunucusuyuz.” Bu durum BM Yerli Halklar Bildirgesi ve UNESCO kültürel miras zemininde meşru bir hak kazandırır. Sonuç itibariyle Türkiye koruyucu, kültürel, stratejik söz hakkına sahip olur.
Daha sonra yapılacaklara baktığımızda; Inuit Türkçesi, Türk lehçesi olarak tanınır. Türkiye tarafından verilecek burslar, ortak tarih müfredatı ki bu çok önemli, nesiller arası bağ kurması açısından (en kalıcı güç) devreye sokulur. Türkiye ekonomik olarak da balıkçılık, soğuk iklim teknolojileri, yenilenebilir enerji alanlarında Inuit bölgelerine özel yatırımcı durumuna geçmeli. Bu durum Grönland iç siyasetinde Türkiye’nin aktif bir rol oynamasına sebebiyet verir.
Diyeceksiniz dünya bu duruma nasıl tepki verir; ABD kültürel bir bağ olduğu sürece tepki veremez ama askeri alanda en nihayetinde karşı karşıya gelebiliriz. Rusya olayı şüpheyle takip eder çünkü ucu ona da dokunmakta Sibirya Türkleri yüzünden tedirgin olur. Çin Arktik’te rakip istemez ama Türkiye’yi bölgede ikinci aktör olarak görür.
Türkiye yakın dönmede Grönland’ın sahibi olamaz ama kültürel koruyucu, ekonomik ortak, diplomatik arabulucu konumuna yükselir. Zaten hedef yakın zamanda bayrak dikmek değil, sözünü dinleten aktör konumuna yükselmektir. Modern jeopolitiğin en güçlü silahı tank, top, füze değil. Meşrutiyet, süreklilik ve yerel rızadır.
Küresel ısınmayla birlikte sıcakların artması, suların yükselmesi (kutupların erimesiyle). Yeni deniz yollarının açılması, nadir toprak elementlerinin ve enerji kaynaklarının erişiliyor olması Türkiye’nin jeopolitik strateji hamle yapmasını zorunlu hale getiriyor. Çünkü 50, belki 100 belki de 150 yıl sonra orta kuşak yaşanmaz bir hale gelecek. Toplumlar Kuzeye doğru göç etmek durumunda kalacak.
Üçüncü Kavimler Göçü yolda. Türkiye’nin şimdiden harekete geçmesi gerekiyor, çünkü bu gelecek kuşaklar için bir zorunluluk ölüm kalım meselesi. Grönland Türkiye için bir rezerv devlet (toprak) konumundadır.
Vesselam

YORUMLAR