William Shakespeare dediği gibi dünya, büyük bir tiyatro sahnesi gibidir. Herkes bu sahnede rolünü oynar, rolü bitince de bu sahneyi terk eder. Günümüzde dünyada ve bölgemizde yaşanan olayları bu perspektiften baktığımızda olayları daha iyi anlamlandırabiliriz. Bu bağlamda İran’da yaşanan protesto olaylarına baktığımızda bu daha da anlamlı bir hal alıyor.
Öncelikle Trump’ın açıklamalarına bakalım Trump; İran hakkında protestoları yakından takip ettiğini İran halkının yanında olduğunu İran Rejiminin düşmenin eşiğinde olduğunu protestoculara hak verdiğini onlara bir zarar gelmesi durumunda İran’ı vuracağını söylüyor.
Hamaney ise, Trump için ‘’dünya üzerinde kibirle hüküm veren ABD Başkanı bilmelidir ki; Firavun, Nemrut, Muhamed Rıza Pevlevi ve diğer zalimler en kibirli oldukları dönemde çöküşlerini yaşadılar. O da düşecek’’.
Söylemleri incelediğimiz zaman sürekli bir tahrik havası yaratılmaya, ABD’nin İran’ı vurması için tahrik edildiğini görüyoruz. Normalde konun ABD ile hiçbir alakası yok tamamen İran’ın iç meselesi oradaki ekonomik olaylar, refah düzeyi, halkın rejimden hoşnut olmaması durumu var. Konuyu başka bir yöne çekme gayreti içinde oldukları çok açık ve seçik görünüyor. Zaten son dönem İran tarihine baktığımızda göreceğimiz şey, rejimi İran’a getiren bizzat ti ABD’nin kendisi. İran Rejiminin dış politikasına genel olarak baktığımızda ise ABD’nin ve İsrail’in istediği şekilde politika ürettiği sadece söylemin ötesine geçmediği ve sürekli Müslüman dünya ile uğraştığı görülecektir. Demem o ki İran rejiminin devam etmesi ABD ve İsrail’in çıkarlarıyla birebir örtüşmekte.
Şu anki konjonktürde işler hiçte İran Rejiminin istediği şekilde gitmiyor. Halkta büyük bir yılgınlık var, ekonomi çok kötü özelikle genç nüfus bu durumdan çok rahatsız ve ülke sürekli göç veriyor. Rejimin otoritesi gün geçtikçe zayıflıyor. Rejimin kaçırdığı bir şey var zamanın ruhunu okuyamıyor. Dünya çok değişti artık eski dünya değil. Ve bu krizden çıkmanın kısa vadede bir yolu var. ABD ve İsrail düşmanlığı.
Şimdi de Trump İran’ı vurduğunu düşünelim ve bu olay sonucunda İran’ı ne bekliyor neler olur ve bu iş kimin işine yarar.
Öncelikle İran da dış düşman algısı yüksek bir seviyeye çıkar ve akabinde Milliyetçilik refleksi devreye girer. İran Rejimi protestocuları kolayca şu çerçeveye sokar: Ülkemiz saldırı altındayken sokakta olmak vatana ihanettir. Bu olayları ABD ve onun işbirlikçisi İsrail yapmaktadır. Her tarafta İsrail ajanları cirit atıyor ülkemizi yıkmaya çalışıyorlar gibi söylemlere başvurarak günü kurtarmaya çalışılacaktır. Bu durumda Protestolar ister istemez azalır veya bastırılır. Kararsız olan kitle rejim etrafında sessizce kenetlenmeye başlar. İran Rejimi çok daha sert davranmak için meşruiyet kazanır. Protestolar bastırılır muhalefet eden insanlar ajan ilan edilir. Devrim Muhafızları ve güvenlik elitleri güçlenerek rejim içi çatlakları kapatmış olur. Olan her zaman ki gibi halka olur. Ve nihayetinde İran Rejimi kazanır tabiki de günün sonunda bu olay Hamaney’in işine yarar.
Görüleceği üzere İran da ki protestolara baktığımızda, protestocular rejime karşı, ülke karşıtı değil. Bu çok önemli bir çizgi. Yani İranlı protestocular büyük oranda ABD gelsin bizi kurtarsın demiyor, bu rejim bizi yönetmesin diyor. ABD’nin İran’ı vurması, paradoksal biçimde rejimin elini güçlendirir. Bu yüzdende İran muhalefetinin önemli bir kısmı dış askerî müdahaleye karşı çıkmaktadır.
Demem o ki sözü çok uzatmaya boşuna kelime israfına gerek yok. ABD, İsrail ve İran Rejiminin ipte ki cambaza bak oyunu yeni sürümüyle dünyada ve özelde bölgemizde tekrar oynanmakta.
Vesselam.

YORUMLAR