Ortadoğu’ya genel olarak baktığımızda göreceğimiz şey İran’ın Ortadoğu’da hızlı bir şekilde askerî olarak, ekonomik olarak ve vekil ağları üzerinden zayıfladığı görülmektedir. Suriye ise yeniden merkezî devlet olarak güçlenmekte rejim ayakta kalarak (tabi ki Türkiye’nin muazzam desteği sayesinde hem askeri hem de ekonomik olarak) ülkeyi bir arada tutmayı başarmakta. Türkiye bölgesel güç olarak yükselmekte ve işin ilginç olanı ise Türkiye–ABD arasında yeniden güçlü bir stratejik ortaklık kurulmasına zemin hazırlaması. Tabiki bu resim, Rusya’yı Ortadoğu da kurmak istediği Avrasya ılık stratejisini kökten sarsan bir durum haline sokmakta.
Rusya’nın Ortadoğu’daki stratejisine baktığımızda ABD karşıtlığı üzerinden bölgede etkin bir rol oynamaya çalışmakta, İran ile yakın ilişkiler kurmaktaydı. Ama İran’ın zayıflamasıyla birlikte Rusya’nın kara gücü ve vekil ağları çökme durumuna gelmektedir. Türkiye–ABD yakınlaşması Rusya’nın Türkiye üzerindeki dengeleyici aktör rolü sonlandırabilir. Suriye ve Türkiye’nin birlikte hareket etmesi Moskova’nın Şam üzerindeki tekelini büyük ölçüde zayıflatır. Sonuç olarak, Rusya Ortadoğu’da oyun kurucu olmaktan ziyade günü kurtarmaya çalışan ikinci bir aktör durumuna düşebilir.
Rusya için Türkiye çok kilit bir ülkedir; Boğazlar, Karadeniz’den Akdeniz’e bağlantı, NATO içindeki denge unsuru gibi birçok özelliği bir arada barındırmaktadır. Türkiye–ABD stratejik ortaklığı derinleşmesi durumunda Montrö esnekliği Rusya aleyhine daha sert yorumlanabilir, Rusya’nın Doğu Akdeniz’deki hareket alanı önemli ölçüde tökezleneblir, Akdeniz’de lojistik olarak izole bir duruma düşebilir. Bu durum Rusya’nın dünyada ki küresel güç iddiasını zayıflatır, sadece bölgesel askerî güç durumuna sokar. Ve doğal olarak önümüzde ki süreçte Türkiye- Rusya gerginliği gün yüzüne çıkarabilir.
Son gelişmelerle birlikte, olaylara Ankara merkezli baktığımızda, Batı ile uyumlu, Ortadoğu ile konuşabilen, Sünni–Şii dengesi kurabilen, enerji, ticaret, güvenlik koridorlarının merkezinde krizlere tepki veren değil krizleri yöneten bir aktör haline geldiği görülmektedir. Dahası PKK/YPG’ nin bölgedeki gücü ve alanı daralır, Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye lehine garanti altına alınır, göç baskısı azalır, Ticaret ve yeniden inşa Türkiye üzerinden yapılır ve sonuç olarak Türkiye, Suriye’de askerî değil siyasi kazanç elde etmiş olur. Irak ve Suriye’den gelen mezhepsel baskılar önemli ölçüde azalır, Türkiye’nin bölgede ki dengeleyici gücü önemli bir şekilde artar. Körfez ülkeleri Türkiye’ye daha fazla yaklaşmak zorunda kalır.
Türkiye ne İran gibi ideolojik ne Suudi Arabistan gibi tek yönlü pragmatik bir ülkedir. Türkiye, bölgede kabul edilebilir lider bir ülke konumundadır. Türkiye’nin bu stratejik jeopolitiğe elinde tutabilmesi için; aşırı Batı bağımlılığına düşmemeli, Rusya’yı tamamen dışlamamalı ve bir denge kurmalı, Suriye’de ki gelişmelerden galip psikolojisine kapılmamalıdır, ülke içi ekonomik ve demokratik istikrarı korumalıdır. Çünkü jeopolitik güç, içerideki mukavemete dayanır.
Vesselam…

YORUMLAR