Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Murat Can Çetinkaya / Uzman Psikolog
Murat Can Çetinkaya / Uzman Psikolog

Yorgunluk Çağında “İyi Olma” Baskısı

Herkes yorgun. Ama kimse yorgun görünmek istemiyor.

Günümüzün en yaygın cümlelerinden biri şu: “Çok yoğunum ama iyiyim.”

Bu cümle bazen bir gerçeklik bildirimi değil, bir savunma. Çünkü artık yalnızca güçlü olmak değil, güçlü görünmek de bir görev gibi.

Bir süre önce “tükenmişlik” kelimesi daha çok iş hayatına ait bir kavramdı. Şimdi evlere, ilişkilere, arkadaşlıklara, hatta tatillere sızdı. İnsanlar dinlenmeye gidiyor ama dönüşte daha yorgun geliyor. Çünkü yorgunluk artık sadece emek, tempo ve sorumlulukla açıklanmıyor. Yorgunluğun yeni bir bileşeni var: Görünürlük ve performans baskısı.

Bugün çoğumuzun hayatında sessizce çalışan bir denklem var: Daha çok yaparsam daha değerli olurum. Bu denklem bir yerde pragmatik görünebilir. Ama bir noktadan sonra insanın iç dünyasını aşındıran bir sisteme dönüşüyor. Çünkü performans, bir süre sonra sadece bir hedef değil, kimlik haline geliyor.

İnsan zihni de beden gibi sınır ister.

Ama sınırlarımızı “tembellik” ya da “yetersizlik” diye etiketlemeye çok yatkınız. Böyle olunca dinlenme bir ihtiyaç değil, suç gibi yaşanıyor. Kendini yorgun hisseden insanın kafasında genellikle şunlar dönüyor:

“Bu kadar zorlanmam normal mi?”

• “Herkes yetişiyor gibi, ben mi gerideyim?”

• “Bir şeyleri yanlış yapıyorum demek ki.”

Bu soruların ortak noktası şudur: Yorgunluk, kişinin karakteriyle ilişkilendirilir. Oysa çoğu zaman mesele karakter değil, koşulların kendisi.

Yorgunluk sadece bireysel değil, toplumsal… İş güvencesizliği, ekonomik belirsizlik, hız kültürü, sosyal medya, sürekli erişilebilirlik… Bunlar sadece dış dünyaya ait başlıklar değil, insan ruhu üzerinde doğrudan etkisi olan kuvvetler.

Belirsizlik arttıkça, insanlar kontrol arar.

Kontrol edemediğimiz bir dünyada kendimizi “daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok dayanarak” güvende hissetmeye çalışırız. Ama bu, çözüme benzeyen bir kısır döngüdür. Çünkü dış koşullar aynı kaldığında, insan daha çok bastırır, daha çok zorlar, daha çok yüklenir.

Ve nihayet bir yerde bedel çıkar: İyi olma zorunluluğu Modern kültür bize sadece başarılı olmayı değil, iyi hissetmeyi de bir performans hedefi gibi sunuyor. Sanki üzülmek bir arıza, kaygılanmak bir hata, yorulmak bir kişisel kusur…

“Motivasyonunu yükselt.”

“Kendini geliştir.”

“Olumlu düşün.”

“Elindeki fırsatlara şükret.”

Bu cümleler bazen iyi niyetli bir destek gibi görünse de doğru doz aşılınca başka bir şeye dönüşür: İnsanın gerçek duygularını görmezden gelen bir baskıya…

Bir insanın kendisini toparlayamadığı dönemde, ona sürekli “toparlanma” hatırlatması yapmak, aslında onu daha da yalnızlaştırabilir. Çünkü yaşadığı şeyin meşruiyeti elinden alınır. Böylece kişi kendi iç sesiyle baş başa kalır:

“Bu kadar zorlanmaya hakkım yok.”

Oysa bazen tam tersi doğrudur: Bu kadar zorlanmaya hakkımız var.

Ne yapabiliriz?

Burada bir “5 adımda mucize” anlatısı kurmayacağım.

Çünkü yorgunluğun önemli bir kısmı yapısal.

Ama yine de bireysel düzeyde işe yarayan üç küçük yön değişikliği var:

1) Yorgunluğu karakter kusuru sanma.

Yorgunluk çoğu zaman bir zayıflık değil, bir sinyal.

Bedenin ve zihnin “bu hız sürdürülebilir değil” deme biçimi.

2) Ritmini küçültmeyi öğren.

Bugün başarmamız gereken şey bazen “daha fazlası” değil, “daha azı.”

Programı sadeleştirmek, yaşamı küçültmek değil; yaşamı taşınabilir hale getirmek…

3) İyi görünme zorunluluğunu sorgula.

Sosyal medya dahil olmak üzere, birçok alanda bir tür vitrinde yaşıyoruz.

Ama iç dünya vitrinle değil, temasla iyileşir.

Kimi zaman en sağlıklı cümle şudur:

“İyi değilim ve bu normal.”

Son söz: Yorgunluk çağında yaşıyoruz.

Bunu bireysel zayıflık diye okumak hem insanı hem toplumu yanlış yerden teşhis etmek demek. Belki de yeni bir olgunluk ölçütüne ihtiyacımız var:

Sadece dayanabilen değil, gerektiğinde durabilen insan…

Sadece güçlü görünen değil, zorlandığını inkâr etmeyen insan…

Çünkü gerçekten iyi olmak, bazen “iyiymiş gibi yapmayı” bırakınca başlıyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER