Öncelikle bir toplumda felsefenin gelişebilmesi için belirli bir refah düzeyinin bulunması gerekir. İnsanlar bütün zamanlarını geçimlerini sağlamak için harcamak zorunda kaldıklarında soyut düşünceye, araştırmaya ve sorgulamaya yeterince vakit ayıramazlar. Felsefe ise zaman, dikkat ve zihinsel emek gerektiren bir uğraştır. Bu nedenle insanların temel ihtiyaçlarının karşılandığı, boş zamana sahip oldukları toplumlar felsefenin gelişmesine daha elverişlidir.
Bu durumun MÖ 6. yüzyılda İyonya’da gerçekleştiği belirtilmektedir. İyonya; ticaret yollarının kesiştiği, denizcilik, tarım ve ticaret sayesinde zenginleşmiş bir bölgeydi. Güneyde Mısır, doğuda Mezopotamya, kuzeyde Karadeniz ve batıda Yunan kentleriyle kurduğu ilişkiler sayesinde farklı kültürlerle etkileşim içinde bulunuyordu. Bu ekonomik ve kültürel canlılık, insanların yalnızca günlük yaşamla değil, bilgi ve düşünceyle de ilgilenmelerine olanak sağlamıştır.
Ancak ekonomik refah tek başına yeterli değildir.
Felsefenin ortaya çıkması için ikinci ve daha önemli koşul, insanın merak duygusuna sahip olmasıdır. Merak eden insan, kendisine anlatılanlarla yetinmez; olayların, varlıkların ve dünyanın neden belirli bir biçimde olduğunu anlamaya çalışır. Bu sorgulayıcı tavır, ilk Yunan filozofu olan Thales’te görülmektedir. Thales, doğa olaylarını ve evreni açıklarken geleneksel Yunan mitolojisinin sunduğu tanrısal açıklamaları yeterli bulmamış, bunların arkasındaki doğal nedenleri araştırmaya yönelmiştir. Böylece olayları akıl ve gözlem yoluyla açıklamaya çalışan ilk düşünürlerden biri olmuştur.
Ayrıca felsefenin ne olduğunu da açıklamakta fayda vardır. Buna göre felsefe, yalnızca görmek veya inanmak değildir. Felsefe, düşünmek, sorgulamak, araştırmak ve aklı kullanmaktır. İnsanların gördükleri şeylerin ardındaki gerçekliği anlamaya çalışmalarıdır. Filozof, yüzeyde görünenle yetinmez; çokluğun arkasındaki birliği, karmaşanın içindeki düzeni ve görünüşün gerisindeki hakikati araştırır. Bu nedenle felsefe, insanı eleştirel düşünmeye yönelten ve ona evreni, insanı ve yaşamı akıl yoluyla anlama imkânı veren bir etkinliktir.
Sonuç olarak, felsefenin ortaya çıkışını iki temel etkene bağlamaktadır: ekonomik refahın sağladığı düşünme fırsatı ve insanın sahip olduğu merak ile sorgulama isteği. Bu iki unsur bir araya geldiğinde, mitolojik açıklamalardan akılcı ve eleştirel düşünceye geçiş gerçekleşmiş; böylece bilim ve felsefenin temelleri atılmıştır.

YORUMLAR